Tarım ve Gıdaya Yeni Yatırım Yolu

Yüksek Enflasyon ve Tarıma Etkisi Global piyasaları yakından takip eden yatırımcılar için geride bıraktığımız yılın en önemli gelişmelerinden biri de hızla yükselen küresel gıda fiyatları oldu.

Ata Yatırım   – Fon  |  Portföy  |  YLC

Küresel bir olgu olarak karşımıza çıkan yüksek enflasyonun ana sürükleyicilerinden birisi de artan gıda fiyatları. Ekim 2021 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (UN FAO) verilerine göre gıda fiyatlarındaki yıllık yükseliş %32,9 olarak gerçekleşti ve gıda fiyatları üzerindeki baskının 2022 yılında da devam etmesi bekleniyor.

2021 yılı özelinde tarım sektörü fiyat hareketlerinin kaynaklarına baktığımızda işgücü sıkıntıları, yükselen girdi fiyatlarıyla artan maliyet baskıları ve tedarik zinciri problemlerinin yarattığı arz yönlü baskıların öne çıktığını görüyoruz. Global taşımacılık ve ulaşım maliyetleri tüm sektörlerde fiyatları etkilerken gıda üretiminde ek olarak gübre ve makine gibi girdi maliyetlerinin uzun yıllardır en yüksek seviyelere yükseldiğini gözlemliyoruz.

Tarımsal üretiminin temel girdilerinden gübre fiyatları ABD’de 9 yılın zirvesine çıkmış durumda ancak tüm maliyetleri yükselten etkenlere ragmen ABD tarım üreticilerinin 2022 yılında ekim yapacağı toplam arazi miktarının özellikle buğday ve pamuk için bir önceki yıla oranla artması bekleniyor. Artan nüfus ve refah seviyesi ile yükselen talep tarımsal arazilerin kullanım oranlarını artırıyor. 2050 yılında Dünya nüfusunun 10 milyara ulaşması beklenirken, bu talebi karşılamak için gıda üretiminin en az yüzde 50 artırılması gerekiyor. 

Gelecekteki Dönüşümün Merkezi: Tarım ve Gıda

Tarımsal Üretim ve Gıda sektörü gelişmişlik seviyesinden bağımsız tüm insanlığı ilgilendirmesi sebebiyle kısa vadeli baskıların yanında uzun vadeli bir dönüşümün de tam merkezinde bulunuyor. Son yıllarda üzerine pek çok yatırım ürünü geliştirilen megatrendler, küresel ekonomileri, sosyokültürel yapıları ve insanlığın doğa ile ilişkisini dönüştürmesi öngörürken, teknolojik, çevresel ve sosyal değişimleri de tanımlayan bir kavram. Baskı altındaki kıt kaynaklar ve bu kaynakların etkin kullanımına yönelik dönüşümler, megatrendler konseptinin en temel birleşenlerinden birisi durumunda.

Örnek olarak küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri tarım ürünlerinin üretim alanlarında değişikliklere neden olurken küresel düzeyde tarım yapılabilir arazilerin azalmasına neden oluyor. Geleneksel olarak tarım üretimine uygun olmayan coğrafyalar tarımsal üretimlerini artırırken sıcak kuşakta yer alan ülkeler özellikle su kaynakları sorunları nedeniyle artan verimlilik problemleri yaşıyorlar. Türkiye buğday üretiminin Almanya ve Fransa’nın gerisinde kalması ve İngiltere gibi tarımsal verime uygun olmadığı düşünülen bir ülkenin buğday tüketimini büyük oranda yerel üretimden karşılaması gibi örnekler küresel dönüşümün düşünüldüğü kadar uzakta olmadığının kanıtı durumunda.

Tarıma uygun toprakların azalması, temiz su kaynaklarının artarak baskı altında olması ve gübre, makine gibi endüstriyel tarımsal girdi fiyatlarının sürekli baskı altında olması üretimde verimliliği artırmaya odaklı teknolojik dönüşümün de en önemli sürükleyicisi durumunda. Daha verimli tohumlar ve daha dayanıklı bitkiler geliştirmeye yönelik bio teknoloji yatırımları ile susuz tarım ve topraksız tarım gibi yeni teknolojiler önem kazanmaya devam ediyor. Bu açıdan ilk bakışta geleneksel ve statik bir sektör olduğu düşünülen tarım sektörünün teknolojik dönüşümün dinamik bir parçası olduğu da unutulmamalı.

Artan şehirleşme ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle gıda ürünlerinin tüketicilere hızlı ve sağlıklı bir şekilde ulaştırılmasının önemi giderek artıyor. Bu nedenle paketlenmiş ürünler ve lojistik alanındaki gelişmeler de gıda sektörünün önemli bileşenleri arasında değerlendirimeli. Gıda üretiminin yanında tarım sektörünün önem kazandığı bir diğer sektör ise bio enerji üretimi. Kanola, palm ve soya gibi bitkisel yağlar küresel enerji fiyatlarının yükselmesi ile birlikte alternatif enerji kaynakları olarak önemlerini artırıyorlar.

 

Ata Portföy Tarım ve Gıda Değişken Fon (YLC) ile tek fonla tarımsal emtialar, global/yerli tarım ve gıda şirketlerine yatırım fırsatı sunuyor…

Ata Portföy Tarım ve Gıda Değişken Fonu (YLC) varlık dağılımı oluşturulurken tüm bu küresel dönüşümlere yatırım imkanı sunacak güçlü bir tematik portföy yapısı amaçlandı. ABD, Avrupa, Asya ve Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin hisse senetleri ile birlikte buğday, pamuk ve soya gibi tarımsal emtialara da yatırım yapan fonumuz Türkiye dışında 7 farklı ülke ve 5 farklı para birimine yatırım yapacak. Gıda üretimi ve tüketimine yönelik faaliyet gösteren Paketlenmiş Gıdalar, Tarım Makinaları, Tarım Kimyasalları, Gıda ve İçecek Üreticileri, Deniz Ürünleri, Bio Enerji ve Bio Teknoloji sektörlerine yatırım imkanı sunan YLC dengeli bir dağılım ile yükselen küresel enflasyon ortamında karşı da doğal bir koruma imkanı sunuyor.

Ata Portföy Tarım ve Gıda Değişken Fon Hakkında Bilgi Almak İçin

Size Özel Haberler
Sizi Arayalım